Erkekte süt bezi olur mu ?

Ece

New member
Erkekte Süt Bezi Olur mu? Göğsümüzde Fabrika mı Var, Yoksa Vücudun Küçük Bir Sırrı mı?

Geçen gün arkadaş ortamında konu nereden açıldıysa açıldı, bir arkadaşımız göğsünü göstererek “Benim göğüsler biraz büyüdü, acaba süt üretimine mi geçiyoruz?” diye sordu. Masada üç saniyelik bir sessizlik oldu. Ardından kahkahalar yükseldi. Birisi hemen, “Kardeşim, önce bebek siparişi gelsin, sonra üretim bandını açarsın!” dedi. Ancak işin şakası bir yana, bu soru aslında düşündüğümüzden çok daha ilginç bir konuyu gündeme getiriyor: Erkeklerde gerçekten süt bezi var mı? Erkekler süt üretebilir mi? Göğüs büyümesi ne anlama gelir?

İnsan vücudu bazen öyle sürprizler yapıyor ki yıllarca bildiğimizi sandığımız şeyleri yeniden öğreniyoruz. Üstelik konu erkek göğsü olunca çoğu kişi ya spor salonundan tavsiye alıyor ya da internetten okuduğu üç cümleyle kendisine teşhis koyuyor. Bir bakıyorsunuz arkadaşınız iki gündür göğüs çalıştığı için kendisini anatomist ilan etmiş!

Gelin, meseleyi hem bilimsel hem de biraz mizahi açıdan inceleyelim. Çünkü vücudumuzu tanımak, onunla dalga geçmekten değil, ne yaptığını anlamaktan geçiyor.

1. Erkekte Süt Bezi Gerçekten Var mı?

Kısa cevap: Evet, erkeklerde de meme dokusu ve süt bezlerinin gelişimine ait yapılar bulunur. Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Erkeklerde bu dokular, kadınlardaki gibi gebelik ve emzirme döneminde süt üretimini sağlayacak şekilde normalde gelişmez.

Embriyonun anne karnındaki gelişimi sırasında meme dokusunun temel yapıları, cinsiyete bağlı farklılaşma belirginleşmeden önce oluşmaya başlar. Bu nedenle erkeklerin de meme başları ve meme dokusuna ait bazı yapılarla dünyaya gelmesi son derece doğaldır.

Yani erkek vücudu, meme başlarını sonradan yanlışlıkla takmış değil. Fabrikanın temel parçaları iki cinsiyette de mevcut; ancak hormonların etkisiyle gelişim biçimleri farklılaşıyor.

Kadınlarda ergenlik döneminde östrojen gibi hormonların etkisiyle meme dokusu gelişir. Erkeklerde ise testosteronun etkisi ve hormonlar arasındaki denge, meme dokusunun genellikle sınırlı kalmasına katkıda bulunur.

Burada akla şu soru gelebilir: Madem erkeklerde de meme dokusu var, neden erkekler normal koşullarda süt üretmiyor?

Çünkü bir yapının mevcut olması, onun her koşulda tam kapasiteyle çalışacağı anlamına gelmez. Tıpkı evinizdeki kombinin bulunmasının, yazın kendiliğinden kaloriferleri yakacağı anlamına gelmemesi gibi!

2. Erkekler Süt Üretebilir mi?

Erkeklerde süt üretimi olağan bir fizyolojik durum değildir. Bununla birlikte, bazı özel hormonal koşullarda erkeklerde süt benzeri bir sıvı salgılanması, yani galaktore, görülebilir.

Galaktore, emzirme dönemi dışında meme başından süt benzeri bir sıvı gelmesi durumudur. Kadınlarda daha sık görülse de erkeklerde de ortaya çıkabilir.

Bunun olası nedenleri arasında şunlar bulunur:

- Prolaktin hormonunun yükselmesi.

- Prolaktin salgılanmasını etkileyen hipofiz bezi sorunları.

- Bazı ilaçların yan etkileri.

- Tiroid bezinin yetersiz çalışması gibi hormonal durumlar.

- Hormon dengesini etkileyen bazı hastalıklar.

Bazen kullanılan ilaçlar da bu tabloya katkıda bulunabilir. Özellikle psikiyatrik hastalıklarda kullanılan bazı ilaçlar, prolaktin düzeyini yükseltebilir. Ancak herhangi bir ilacı kullanan herkesin böyle bir sorun yaşayacağı düşünülmemelidir.

Peki, bir erkek göğsünden süt geldiğini fark ederse ne yapmalı?

Öncelikle paniğe kapılmadan bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve durumu değerlendirmeye bırakmalıdır. Meme başını tekrar tekrar sıkarak sıvı gelip gelmediğini kontrol etmek, tahrişe neden olabilir ve gereksiz kaygıyı artırabilir.

Burada önemli olan, “Ben erkeğim, böyle bir şey imkânsız!” diyerek belirtileri görmezden gelmemektir. Biyoloji, toplumsal beklentilerimize göre çalışmıyor.

3. Erkeklerde Göğüs Büyümesi Neden Olur?

Erkeklerde göğüs büyümesi denildiğinde akla ilk olarak spor salonunda yanlış yapılan hareketler gelebilir. Oysa göğüs bölgesindeki büyümenin farklı nedenleri vardır.

Bunların başında jinekomasti gelir.

Jinekomasti, erkeklerde meme bezinin büyümesidir. Çoğunlukla testosteron ve östrojen arasındaki etkinin değişmesiyle ilişkilidir. Bu durum, özellikle ergenlik döneminde oldukça sık görülebilir ve birçok gençte zamanla kendiliğinden gerileyebilir.

Ancak her göğüs büyümesi jinekomasti değildir.

Bazı kişilerde göğüs bölgesindeki büyüme, meme bezi dokusundan değil, yağ dokusunun artmasından kaynaklanır. Bu duruma yalancı jinekomasti veya psödojinekomasti denir.

İkisini ayırt etmek bazen yalnızca görüntüye bakarak mümkün değildir. Doktor, muayene ve gerekli durumlarda ek değerlendirmelerle büyümenin kaynağını araştırabilir.

Göğüs büyümesinin olası nedenleri arasında şunlar bulunur:

- Ergenlik dönemindeki doğal hormonal değişimler.

- Yaşlanmayla birlikte hormon dengesinde meydana gelen değişiklikler.

- Fazla kilo ve göğüs bölgesinde yağ birikmesi.

- Bazı ilaçlar ve hormonları etkileyen maddeler.

- Karaciğer, böbrek veya tiroid hastalıkları gibi bazı sağlık sorunları.

Elbette bu liste, göğsü büyüyen her erkeğin bir hastalığı olduğu anlamına gelmez. Önemli olan değişimin ne zaman başladığı, nasıl ilerlediği ve başka belirtilerin eşlik edip etmediğidir.

Bir de şu meşhur spor salonu tartışması var: “Göğsüm büyüdü, kesin kas yaptım!”

Belki de öyledir. Ancak göğüs kası gelişimiyle meme bezi büyümesi aynı şey değildir. Aynada görülen her değişimi başarı madalyası olarak değerlendirmek de doğru olmaz. Bazen vücut gelişirken bazen de bize kontrol edilmesi gereken bir durum hakkında işaret verir.

4. Jinekomasti Erkeklik Meselesi midir?

İşte konunun tıbbi bilgiden çıkıp toplumsal algılarla buluştuğu nokta burası.

Bazı erkekler göğüs bölgesindeki büyümeyi fark ettiğinde yalnızca fiziksel bir değişiklik yaşamaz; özgüvenleri de etkilenebilir. Tişört giymekten kaçınabilir, denize girerken tedirgin olabilir veya spor salonunda başkalarının kendilerine baktığını düşünebilirler.

Oysa jinekomasti, kişinin erkekliği, karakteri veya kişiliği hakkında hiçbir şey söylemez. Bu, öncelikle değerlendirilmesi gereken bir bedensel durumdur.

Üstelik herkesin bedeni aynı biçimde gelişmez. Bir arkadaşınız ergenlikte hızla kaslanırken diğeri göğüs bölgesinde geçici büyüme yaşayabilir. Bir başkası ise hiçbir belirgin değişiklik fark etmeyebilir.

Bunların her birini kişisel bir başarı veya başarısızlık gibi görmek, insanı gereksiz yere yorar.

Burada forum kültürünün de önemli bir rolü var. İnsanlar bazen doktora gitmeden önce yaşadıkları durumu başkalarına sormak ister. Çünkü benzer bir deneyim yaşayan birini bulmak, yalnız olmadıklarını hissettirebilir.

Ancak bir kişinin “Bende de oldu, geçti.” demesi, aynı durumun herkeste aynı şekilde sonuçlanacağı anlamına gelmez. Deneyim paylaşımı değerlidir; teşhisin yerini tutmaz.

Belki de kendimize şu soruyu sormalıyız: Bir insanın bedeninde meydana gelen değişimi anlamaya mı çalışıyoruz, yoksa onu alıştığımız kalıplara uydurmaya mı?

5. Erkekler Çözüm Ararken, Kadınlar Duyguları mı Düşünür?

Bu konu açıldığında ilginç bir başka mesele de insanların sağlık sorunlarına nasıl yaklaştığıdır.

Örneğin, göğüs bölgesinde büyüme fark eden bir erkek düşünelim. İsmi Murat olsun. Murat hemen interneti açar, belirtileri araştırır, egzersiz programlarını inceler ve bir hafta içinde sorunun çözümünü bulmaya karar verir.

Arkadaşı Deniz ise aynı durumu yaşadığında önce bedenindeki değişikliğin kendisini nasıl hissettirdiğini anlamaya çalışabilir. Partneriyle konuşabilir, yaşadığı kaygıyı paylaşabilir ve bir uzmana başvurmadan önce kendisini rahatlatacak bir sohbet arayabilir.

Başka bir örnekte ise roller tamamen değişebilir. Ece, belirtilerini not ederek doktor randevusunu planlayan, olası nedenleri araştıran ve seçenekleri karşılaştıran son derece sistematik biri olabilir. Murat'ın arkadaşı Emre ise kaygısını konuşarak hafifletmeyi tercih edebilir.

Yani çözüm odaklı olmak erkeklere, empatik olmak kadınlara ait doğuştan gelen sabit özellikler değildir. İnsanların yetişme biçimleri, kişilikleri, deneyimleri ve içinde bulundukları koşullar bu yaklaşımları etkileyebilir.

Yine de bu iki yaklaşımın bir araya gelmesi çok faydalıdır.

Bir tarafta belirtileri değerlendirmek, olası nedenleri araştırmak ve uygulanabilir adımlar belirlemek vardır. Diğer tarafta ise kişinin kaygısını dinlemek, kendisini suçlamasını önlemek ve yalnız olmadığını hissettirmek bulunur.

Sağlıklı bir yaklaşım, bu iki tarafı karşı karşıya getirmek yerine birleştirir.

Diyelim ki bir erkek, göğüs büyümesi nedeniyle kendisini kötü hissediyor. Ona yalnızca “Doktora git, çözülür.” demek pratik olabilir ama duygusal açıdan yetersiz kalabilir. Sadece “Boş ver, kafana takma.” demek de iyi niyetli olsa bile sorunun tıbbi yönünü gözden kaçırabilir.

Belki en doğru yaklaşım şudur: “Bunun seni rahatsız ettiğini anlıyorum. Gel, ne olduğunu öğrenelim ve gerekirse birlikte bir uzmana başvuralım.”
 
Üst