Askere saat kaçta teslim olunmalı ?

Sude

New member
Askerde İlk Gün: Saat Kaçta Teslim Olunmalı? Bir Hikaye ve Duyguların Yansıması

Bugün bir arkadaşım bana askerliğe teslimiyetin ne zaman olduğunu sordu ve ben de düşündüm; bu soruyu kendim de yıllar önce sordum. O zamanlar, birkaç hafta süren bekleyişim boyunca zihnimde deli sorular dolaşıyor, bu sorular arasında en çok sorulan da "Saat kaçta teslim olmalı?"ydı. Çünkü askerliğe adım attığınız an, hayatınızda büyük bir dönüm noktasıdır. Yalnızca bir görev, bir yükümlülük değil; hem vücutta hem de ruhunda büyük değişimler başlatan bir yolculuktur. Askeri hayatın başladığı o ilk anı anlatmadan önce, hikâyenin kalbine bir göz atalım.

Bir Erkeğin Stratejik Düşünceleri: Güvenli Teslimiyet

Mehmet, askere gidecek ilk günün sabahında son kez evde. Ebeveynlerinin gözlerindeki gurur ve aynı zamanda gizli korkuyu görmek, onu biraz daha ağırlaştırıyor. Saat 8:00. Kahvaltı bitti, ama içindeki huzursuzluk gitmiyor. Ne zaman gidileceği, her şeyin zamanlaması bir an için çok önemli hale geliyor. Her şeyin mükemmel olmasını istiyor; saatinde, kurallarına uygun bir şekilde teslim olmayı. Stratejik bir bakış açısıyla, her şeyin ne kadar düzenli olması gerektiğine inanan biri olarak, teslim olacağı saati çok önceden belirlemişti.

Günler öncesinde, teslim olacağı saatin keskin bir şekilde 10:00 olduğunu kafasına koymuştu. Çünkü erken gitmek istemiyor; orada neyle karşılaşacağını bilemiyor, belirsizlikten kaçmak istiyor. Erken gitmek, bir yerde aceleci ve hazırlıksız olmak gibi hissediyor. Aynı zamanda, son anları aileyle geçirme duygusuyla da, biraz daha vakit kaybetmek istiyor. Ama en çok, hazırlıklı olmak, en doğru şekilde teslim olmak istiyor. Bir süre sonra annesinin, “Mehmet, geç kalma!” diyen sesini duyuyor. İşte bu, teslimiyetin bir başka yüzü. Her şey yolunda gitse de, o özel anın bir şekilde planlandığı gibi gerçekleşmesini sağlamak, o kadar kritik oluyor.

Saat 9:30 olduğunda, “Hadi artık, hazır olalım” diyerek yolculuğa çıkıyor. Belli bir stratejiyle ilerleyen bir erkek için, bu tür kararlar önemli. Teslim olacağı saat, ona bir başarı ya da başarısızlık gibi bir anlam taşımıyor; ama bir tür güven duygusunu oluşturuyor. Gerçekten doğru saatte, doğru şekilde teslim olduğunda, bir zafer kazanmış gibi hissediyor.

Bir Kadının Empatik Yaklaşımı: Duyguların Sarmalında Teslimiyet

Birçok kadının bakış açısı farklıdır. Neredeyse her biri, o günü biraz daha duygusal ve ilişkisel boyutta değerlendirebilir. Özellikle de oğlu askere gidecekse, teslimiyet saatinden çok daha fazla kaygılanan bir anne olabilir. Elif, Mehmet’in annesi, oğlunun askere gitmesine çok az kalmışken, evdeki her şeyin bir düzene girmesini istiyor. Fakat onun için "saat kaçta teslim olmak" meselesi o kadar basit değil. Elif, oğlunun hem bedenen hem de ruhen hazır olup olmadığını, gözlerindeki duyguları anlamaya çalışıyor. Teslimiyet saati, bazen bir saat kadar kısa, ama o kadar derin bir anlam taşıyor ki.

Bir kadın için, askere gitmek demek, hayatını kaybetmek değil, sevdiklerinin bir süreliğine geri adım atması demek. Herkesin beklediği "doğru saatte teslim olma" idealini, Elif daha duygusal bir bağlamda ele alıyor. Oğlunun bu yola çıkmadan önce ne kadar hazır olduğunu hissetmeye çalışıyor, ama ne kadar evde kalsa da zaman daralıyor. Teslim olacağı saati netleştirirken, “Gerçekten oğlum hazır mı?” diye sormadan edemiyor. Ne kadar hazırlıklı olursa olsun, o bir anne olarak hâlâ içindeki kaygıyı hissettiği anları da yaşıyor.

Saat 9:00. Elif, bir yandan oğlunun yanına yaklaşırken, bir yandan da küçük anılarını hatırlıyor. Mehmet daha küçükken, askere gitmeyi hiç istemezdi. Her ne kadar çok olgunlaşmış olsa da, annesinin kalbinde, o ilk günün duygusu hâlâ taze. Teslim olacağı saati, sadece bir zaman dilimi olarak değil, oğlunun bir evlat olarak hayatında yeni bir dönüm noktasına adım atması olarak kabul ediyor. Saat kaçta teslim olunacağı, Elif için sadece fiziksel bir adım değil, bir evlatlık yolculuğunun tamamlanma anıdır.

O Saat Geldi: Teslim Olma Anı ve Zamanın Derinliği

Günler geçiyor ve nihayet o an geliyor. Saat 10:00. Mehmet, askerliğe teslim olmak için kapıyı çalıyor. Gözleri, ilk kez bu kadar soğukkanlı ama bir o kadar da derin bir korku barındırıyor. Annesinin, “Ben buradayım, her şey yolunda olacak” diyerek ona bakışı ise başka bir şey anlatıyor. Bu an, belki de bir ailenin, evladının büyümesinin simgesel bir yansıması. Mehmet’in teslimiyet saati, bir saat değil, bir ömre bedel bir andır. Teslim olduktan sonra, bir süre sessizlik hakim olur. Bir kadının bir çocuğuna karşı duyduğu o karşılıksız sevgiyi, bir erkeğin yalnızca mücadele etmek ve hedefe ulaşmak için verdiği savaşı düşündüğünde, teslimiyetin ne kadar derin bir anlam taşıdığına şahit oluyorsunuz.

Fikirlerinizi Paylaşın: Bir Adım İleri, Bir Adım Geri

Hikâyemize katıldınız mı? Askerliğe teslim olmanın o kritik anı sizin için nasıl bir anlam taşıyor? Saatin önemi, bir anı zamanla geçirmenin duygusal derinliğini nasıl etkiliyor? Bu konuda sizin de duygularınızı ve deneyimlerinizi paylaşmanızı çok isterim. Hem erkeklerin çözüm odaklı bakış açısını hem de kadınların empatik bakış açısını nasıl buldunuz? Bizim toplumda, bu teslimiyetin önemi, duygusal bağları nasıl etkiliyor? Fikirlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum!